Yeni Parilem yayında: beş dilde, kaynağına kadar açık, reklamsız. Neden buradayız?

Neden kendimize çelme takarız?

Bastırma, yansıtma, akılcılaştırma, karşıt tepki kurma ve yüceltme: psikanalizin yüz yıllık listesi, modern ölçekler ve görüntüleme çalışmalarıyla yeniden sınanıyor.

Psikanaliz · Savunma Mekanizmaları — Görsel: Parilem

Bazen kendimize çelme takarız — ve nedenini bilmeyiz. Bizim için önemli olan randevuları unuturuz, önemsiz şeylere abartılı tepki veririz ya da başarısızlıklarımızı kendimizi bile ikna etmeyen bahanelerle açıklarız.

Psikanaliz yüz yılı aşkın süredir buna bir açıklama sunuyor: savunma mekanizmaları. Bu bilinçdışı stratejiler bizi korur — ve aynı anda bir yere kilitler.

Savunma mekanizması nedir?

Savunma mekanizmaları, benliğin iç çatışmalarla, kaygıyla ve tehdit edici dürtülerle baş etmek için kullandığı otomatik, bilinçdışı ruhsal süreçlerdir. Bunları ilk kez Sigmund Freud betimledi; kızı Anna Freud 1936'da Ben ve Savunma Mekanizmaları adlı klasik çalışmasında sistemleştirdi.

Özünde çatışma üç taraf arasındadır: dürtü istekleri (id), ahlaki talepler (süperego) ve gerçeklik (ego). Çatışma fazla tehdit edici hâle geldiğinde ego savunmaya başvurur — bir bağışıklık sistemine benzer biçimde: hastalık etkenleriyle savaşır, ama bazen sağlıklı dokuya da zarar verir.

Başlıca savunma mekanizmaları

Bastırma — Klasik mekanizma: rahatsız edici düşünceler, anılar ya da istekler bilinçten uzaklaştırılır. Sorun yok olmaz; bilinçdışında çalışmayı sürdürür ve belirti, rüya ya da dil sürçmesi olarak geri dönebilir.

Yansıtma — Kişinin kendi istenmeyen duyguları ya da özellikleri başkalarına atfedilir. Saldırgan dürtülerine katlanamayan biri, çevresini birdenbire alabildiğine düşmanca algılar.

Akılcılaştırma — Gerçek nedenleri rahatsız edici olan bir davranışa makul görünen bir açıklama bulunur. “Zaten o işi istemiyordum”, “Zorlukla karşılaşmaktan korktum”dan daha iyi bir cümle gibi gelir.

Karşıt tepki kurma — İstenmeyen bir dürtü tersine çevrilir. Abartılı nezaket, örtük bir saldırganlığı maskeleyebilir.

Yüceltme — Olgun mekanizma sayılır: dürtüsel enerjinin toplumsal olarak kabul gören başarılara dönüşmesi — sanat, bilim, spor. Freud bunu ruhsal aygıtın kültürel bakımdan en değerli işlerinden biri olarak görüyordu.

Ölçüm Savunma nasıl ölçülür?

Bugün savunma örüntüleri iki yaygın araçla değerlendiriliyor: klinik görüşme kayıtlarını derecelendiren Defense Mechanism Rating Scales (DMRS) ve kişinin kendi bildirimine dayanan Defense Style Questionnaire. İkisi de aynı şeyi ölçmez; biri gözlemcinin değerlendirmesini, diğeri kişinin kendini nasıl gördüğünü yansıtır.

Bugünkü araştırma ne diyor?

Savunma mekanizmaları uzun süre tümüyle kurgusal sayıldı. Bu değişti. Modern görgül çalışmalar — DMRS ya da Defense Style Questionnaire gibi araçlarla — savunma örüntülerinin ölçülebilir, görece kararlı ve ruh sağlığıyla ilişkili olduğunu gösteriyor.

Olgun savunmalar (mizah, yüceltme, önceden hazırlanma) daha iyi uyum ve daha az belirti yüküyle birlikte gidiyor. Olgunlaşmamış mekanizmalar (yansıtma, yadsıma, dışa vurma) ise kişilik bozukluklarında ve ağır duygudurum hastalıklarında daha sık görülüyor.

İlginç biçimde sinirbilimsel koşutluklar da var: görüntüleme çalışmaları, duygu düzenlemesinin ve dürtü bastırmanın prefrontal korteks ile amigdala etkinliğiyle ilişkili olduğunu gösteriyor — strese bağlı savunma süreçlerinde özellikle işin içinde olan bölgeler.

Savunma mekanizmaları hastalık belirtisi değil. Karmaşık bir toplumsal dünyada yaşayabilme yetisi için ödediğimiz bedel.

Bunun bugünle ne ilgisi var?

Kendini optimize etmenin ve sürekli kendini gözlemenin norm hâline geldiği bir çağda bilinçdışı süreçler kolayca gözden kaçıyor. Oysa asıl kendimize neden ve nasıl çelme taktığımızı görmek, hareket alanı açıyor.

Terapi açısından bu şu demek: her “sorunlu davranış”la savaşmak gerekmez. Bazen onun neyi koruduğunu anlamak daha yerinde olur. Erteleyen biri, aslında değerlendirilmekten korkuyor olabilir. İlişkilerde sürekli denetim arayan biri için yansıtma ya da erken bir çaresizlik deneyimi iş başında olabilir.

Psikanaliz bütün yanıtlara sahip olduğunu iddia etmiyor. Ama yalnızca akılcı aktörler olmadığımızı hatırlatıyor. Bir yanımız, kendimize bile kapalı kalan güdülerle davranıyor — değişimin anahtarı da çoğu zaman tam orada duruyor.

Bu yazı neye dayanıyor?

Bu yazı, Prof. Dr. Dilek Kılıç'ın Parilem için hazırladığı Abwehrmechanismen und das Unbewusste heute başlıklı derlemeye dayanıyor.

  1. Freud, A. (1936/2006). Das Ich und die Abwehrmechanismen. Fischer Taschenbuch.
  2. Vaillant, G. E. (1992). Ego Mechanisms of Defense: A Guide for Clinicians and Researchers. American Psychiatric Press.
  3. Perry, J. C. & Bond, M. (2012). Change in defense mechanisms during long-term dynamic psychotherapy. Journal of Nervous and Mental Disease.
  4. Cramer, P. (2015). Defense mechanisms: 40 years of empirical research. Journal of Personality Assessment.
  5. Di Giuseppe, M. et al. (2020). The role of defense mechanisms in the relationship between stress and health. Frontiers in Psychology.
Dilek Kılıç

Dilek Kılıç

Yazar 4 içerik

Heidelberg Üniversitesi'nde nöroloji üzerine çalışıyor. Hindistan'la ortak projeler yürütüyor.

Tüm yazılarını gör

Bunları da okumak isteyebilirsin

Aynı konu ailesinden seçilmiş içerikler.